Batı medeniyeti birkaç yüzyıldır insan hakları, adalet, özgürlük ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerle tanımladı kendisini. Ancak İsrail’in Filistin topraklarında yürüttüğü politikalar karşısında Batı’nın tutumu bu değerlerin nasıl göz ardı edilebileceğini açıkça ortaya koyuyor. Batı, İsrail’in işgal ve yerleşim politikalarını desteklerken kendi temel ilkelerini feda ediyor ve uluslararası hukuku çiğniyor. Bu, Batı için oldukça yüksek bir maliyet.
Çifte Standartlar ve Ahlaki İkilemler
Batı’nın İsrail’e yönelik tutumu çifte standartların en belirgin örneklerinden biri. Örneğin, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali uluslararası toplum tarafından şiddetle kınanırken İsrail’in Filistin topraklarını işgali benzer bir tepkiyi görmüyor. Batı medyası ve siyasetçileri, İsrail’in eylemlerini meşrulaştırmak için sıklıkla “kendini savunma” argümanını kullanıyor. Ancak bu argüman İsrail’in orantısız güç kullanımını ve sivillere yönelik saldırılarını haklı çıkarmakta yetersiz kalıyor.
İnsan Hakları ve Uluslararası Hukuk
Batı’nın İsrail’e yönelik desteği insan hakları ve uluslararası hukuk ilkeleriyle çelişiyor. Birleşmiş Milletler’in sayısız kararı İsrail’in işgal altındaki topraklardaki yerleşim faaliyetlerini yasa dışı ilan ediyor. Ancak Batılı ülkeler bu kararları uygulamak yerine İsrail’e siyasi ve askeri destek sağlamaya devam ediyor. Bu durum Batı’nın insan haklarına olan bağlılığının sorgulanmasına neden oluyor.
Medyanın Rolü
Batı medyası İsrail-Filistin çatışmasını ele alırken genellikle taraflı bir dil kullanıyor. İsrail’in eylemleri genellikle “meşru müdafaa” olarak sunulurken Filistinlilerin direnişi “terörizm” olarak nitelendiriliyor. Bu taraflı yaklaşım Batı kamuoyunun gerçekleri objektif bir şekilde değerlendirmesini engelliyor ve İsrail’in politikalarına yönelik eleştirileri bastırıyor. Şöyle söyleyeyim, son 100 yılda Batı’da İsrail aleyhine acaba 10 tane haber yayınlanmış mıdır?
Batı’nın Jeopolitik Çıkarları
Batı’nın İsrail’e yönelik desteği sadece ahlaki ve hukuki değil aynı zamanda jeopolitik çıkarlarla da ilişkilidir. İsrail, Orta Doğu’daki Batı çıkarlarının korunmasında stratejik bir müttefik olarak görülüyor. Ancak bu jeopolitik çıkarlar, Batı’nın evrensel değerlerini feda etmesini haklı çıkarmaz. Batı, İsrail’in işgal politikalarını destekleyerek kendi ilkelerini es geçiyor ve adeta kendi putlarını yiyorlar.
Batı medeniyeti, insan hakları, adalet ve hukukun üstünlüğü gibi değerler üzerine inşa edildiğini iddia ediyor ancak İsrail’in Filistin topraklarında yürüttüğü politikalar karşısında Batı’nın tutumu bu değerlerin nasıl göz ardı edilebileceğini açıkça gösteriyor. Batı, İsrail için büyük veballer ödemeye devam edecek mi, göreceğiz.
Mustafa UZUN /Araştırmacı – Yazar