Kurtubî mûsikinin haram olduğu yolunda aktarılan bazı rivayetleri sıraladıktan sonra ünlü fıkıh bilgini Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’ye (bk. Ahkâmü’l-Kur’ân, III, 1494) dayanarak kendi görüşünü özetle şöyle belirtir: İnsanların kötü duygularını tahrik eden, haramları öven şarkıların haram olduğu açıktır; ancak bu tür sakıncalar taşımayan mûsiki bayram, düğün gibi sevinçli ve mutlu zamanlarda veya dinlenmeye ve rahatlamaya ihtiyaç duyulduğu durumlarda câizdir denmiştir..
Eğer mûsiki, şiir vb. etkinlikler kötü amaca alet ediliyorsa bunu yapanlar da âyetlerdeki eleştiri kapsamına girer.
Fıkhı olarak anlatılmaya çalışılan insanı faydalı işler yapmaktan oyalayan, hayırlı amellerden alıkoyan, dinleyeni veya okuyanı cezbedip tamamıyla kendi atmosferine çeken her türlü faydasız sözleri, asılsız hikâyeleri, masalları, romanları, tarihî efsâneleri, güldürücü lakırdıları, eğlendirici gevezelikleri, şarkıları ve nağmeleri ifade eder.
Cenâb-ı Hak gerçek mü’minlerin bu tür boş şeylerden uzak durmalarını isteyerek şöyle buyurur:
“Kurtuluşa erecek o mü’minler her türlü boş söz ve faydasız işlerden yüz çevirirler.” (Mü’minûn 23/3)
Rivayete göre, Kur’an’ın mesajının yayılmasına mani olmaya çalışan ve buna bir türlü muvaffak olamayan Mekke müşriklerinden Nadir b. Hâris, Rûm ve Acem masalları ihtiva eden kitaplar satın alıp getirir ve Mekkelilere şöyle derdi: “Muhammed size Âd ve Semûd kavimlerinin masallarını anlatıyor. Ben de size Rüstem, İsfendiyâr ve Kayserlerin masallarını anlatacağım.” Böyle yapmakla müşrikleri eğlendirir ve insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı. (Vâhidî, Esbâbu’n-nüzûl, s. 356)
Yine o mel‘ûn, bu maksatla şarkıcı kızlar getirirdi. Bir kimsenin Resûlullah (s.a.s.)’in tesiri altına girdiğini işittiğinde, derhal şarkıcı bir kızı ona musallat eder ve: “Onu yedir, içir, söyleyeceğin şarkılarla onu öyle meftûn et ki diğer taraftan kopup seninle hemhal olsun” tâlimatını verirdi. Böylece eğlendirdiği kimseye: “Gördün ya bu, Muhammed’in çağırdığından, namazdan, oruçtan, onun önünde çarpışıp ölmekten daha iyi değil mi?” derdi. (Kurtubî, el-Câmi‘, XIV, 52)
Nitekim bu yol, şer odaklarının her devirde insanları hak yoldan saptırmak için başvurdukları bir yoldur. Kötülüğün elebaşları diye vasıflandırabileceğimiz bu kimseler, sıradan insanları sosyal etkinlik adı altında eğlence, spor ve müzik programlarıyla öylesine oyalamaktadırlar ki, hayatın ciddî problemlerine eğilmek için onların ne zamanları ne de istekleri kalmaktadır. Bu boş vermişlik ve nemelâzımcılık duyguları içinde sürüklenmekte oldukları büyük felâketi hissedemez duruma gelmektedirler.
“Mü’minler, boş ve çirkin bir söz duydukları zaman ondan yüz çevirirler…” (Kasas 28/55)
Mustafa Hakkı SEZGİN/ Türkiye Postası Gazetesi /Genel Yayın Yönetmeni